|
(Zümrüdüanka
Yoldaşlığı) filmini konu alıyor. Bir
önceki sene, karanlık büyücü Lord
Voldemort'un elinden zor kurtulmuş olan
Harry Potter'ın Dementor (Ruh Emici)'lar
tarafından saldırıya uğramasıyla
başlıyor oyun. Ardından hikayede ne olup
bittiğini anlayamadan koca bir sıçrama
yapıp kendimizi Grimmauld Meydanı 12
Numaralı evde, yani Order of the
Phoenix'in karargahında buluyoruz. Ki bu
noktada oyunun hikayesiyle ilgili ciddi
kaygılar duymaya da başlıyoruz aynı
zamanda. Eğer kitapları okumadıysanız ya
da filmi izlemediyseniz oyunun
hikayesinden hiçbir şey anlamanız mümkün
değil. Her şey o kadar hızlı olup
bitiyor ve detaysız işleniyor ki,
olaylar adeta birbirine giriyor. Bir
bakıyorsunuz Dementor saldırısına
uğramışsınız, birileri bir duruşmadan
bahsediyor ama siz Grimmauld Meydanı'nda
Sirius'un evinde büyü yaparak etrafı
topluyorsunuz sonra hop diye kendinizi
büyücülük okulu Hogwarts'ta buluyorsunuz
ve Hermione ile Ron size duruşmadan
aklandığınızı söylüyor. Maalesef
Hikayeyi çok daha düzenli ve detaylı
anlatabilirlerdi, ki ilk üç oyuna
bakınca orada daha derli toplu ve
anlaşılır şekilde anlatıldığını
görüyoruz.

Hogwarts'a ayak
basmadan önceki bölümler oyuna alışma
havasında geçiyor, bu sırada büyü
yapmayı ve kontrolleri öğreniyoruz. Büyü
yapma sistemi önceki oyunlardan tamamen
farklı ve yeni bir sistem geliştirilmiş.
Farenizin sol tuşuna basılı tutup
yaptığınız hareketler (sol tuşa basıp
saat yönüne doğru bir daire çizmek, sol
tuşa basıp fareyi sağa sola çekmek gibi)
genel büyülerinizi tetikliyor. (Bir
nesneyi havalandırmak, ittirmek yada
kendinize doğru çekmek gibi.) Sağ tuşa
basarak yaptığınız hareketler ise
kısıtlı sayıdaki düello sahnelerinde
kullanılıyor. (Rakibi sersemletmek,
silahsız bırakmak gibi.) Teoride
gerçekten orijinal ve güzel olan bu
sistem, oyun içinde saçmalayan
kontroller yüzünden maalesef çuvallıyor.
Oyunun hikaye anlatımından bile kötü
olan şey kesinlikle oyunun kontrolleri.
Tam anlamıyla oynayana işkence çektirmek
için tasarlanmış kontrol sisteminde,
basitçe bir nesneyi hedefleyip ona büyü
yapabilmek için 10 dakika uğraşmak işten
değil. Normalde bir nesneye büyü yapmak
istediğinizde sol tuşa basılı tutup
fareyi nesneye doğrultup gerekli büyü
hareketini yapmanız lazım. Ama oyunun
berbat hedefleme sistemi yüzünden tam
önünüzde duran meşaleyi bir türlü
hedefleyemeyip Incendio büyüsünü
yapamadığınızda ne demek istediğimi
anlayacaksınız. (Oyuna bakılırsa ok
tuşları da hedeflemede bize yardım
edebiliyor ama onlar da ayrı saçmalıyor,
o yüzden hiç değinmiyorum.) Kontrollerde
başarısız olan sadece hedefleme sistemi
de değil tabi ki. Oyun nispeten az
sayıda tuşla oynanıyor, ancak bu az
sayıdaki tuş da işlevlerini doğru düzgün
yerine getiremediği için oyunun
kontrollerine alışana kadar
(alışabilirseniz tabi) ya da gözünüzü
yumana kadar işkence çekiyorsunuz.
Koşmak için Shift tuşuna basılı tutmanız
lazım ama karakteriniz bazen anlamsızca
siz Shift'e basılı tuttuğunuz halde
yürümeyi tercih edebiliyor, ya da siz
yukarı doğru giderken değişen bir kamera
açısıyla karakteriniz birden geriye
dönüp koşmaya başlayabiliyor vs... Amma
kötüledin oyunu, hiç mi iyi yanı yok
derseniz, bu saydıklarım dışında oyunun
eğlenceli olduğunu söyleyebilirim.
Özellikle Hogwarts'ın gerçekten büyük ve
detaylı olduğunu da düşünürsek (gerçi
kitaplardaki Hogwarts'ı filmdekine
tercih etsem de) okulun o büyülü
atmosferini solumak gerçekten eğlenceli.
Bulunacak ve çözülecek bir çok sırı
barındıran okulda gezerken her yere
dikkat etmelisiniz. Çünkü öylece duran
duvar ya da yer halılarından yada sönmüş
meşalelerden bile keşif puanı
kazanabiliyorsunuz.

Peki nedir keşif
puanı? Eski oyunlarda toplayabildiğimiz
kadar renkli fasülyeleri toplar,
topladığımız oranda da ödüller
kazanırdık. Bu renkli fasülyelerin
yerini artık keşif puanları almış
durumda. Herhangi bir şey
keşfettiğinizde (Bu keşfettiğiniz şey
bir duvar halısının arkasındaki heykel
olabilir, tamir edilmiş bir vazo
olabilir vs) keşfettiğiniz şeye bağlı
olarak belli bir oranda keşif puanı
kazanıyorsunuz. Ne kadar çok keşif puanı
kazanırsanız büyüleriniz de seviye
atlayarak o kadar güçlü oluyorlar (ben
bir fark göremedim gerçi) ve aynı
zamanda "Room of Rewards" adlı odada
bulunan ödülleri ve oyunun yapım
aşamalarıyla ilgili videoları
açabiliyoruz.
Hogwars çeşitli binalara mensup (Gryffindor,
Slytherin, Ravenclaw ve Hufflepuff)
öğrencilere ev sahipliği yaptığından ve
bu oyuna gayet iyi yansıtıldığından
dolayı o büyülü hava gayet iyi
kotarılmış. Slytherin'li öğrencilerin
yanınızdan geçerken size sürekli laf
atmaları, diğer binalardaki öğrencilerin
ise çeşitli dostça tavırları gerçekten
hoş olmuş ve sizi atmosferin içine
çekmeyi başarıyorlar.
Oyunda yaptığımız şeyler sadece
keşiflerle sınırlı değil tabi ki. Sihir
Bakanlığı görevlisi ve Defense Against
Dark Arts (Karanlık Sanatlara Karşı
Savunma) öğretmeni Dolores Umbridge'e
karşı savaşmak ve Dumbledore's Army
adındaki karşıt grubu oluşturmak, onları
eğitmek de oyunda yapacaklarımız
arasında. Dumbledore's Army oyunda ciddi
bir yer kaplıyor. İlk önce Marauder's
Map'tan (Çapulcu Haritası) yerlerine
baktığımız gruba katılmaya hevesli
öğrencileri bulup onlar adına ufak
görevler yerine getiriyoruz. Fotoğraf
makinesini Slytherin'li öğrencilere
kaptırmış olan Colin'in fotoğraf
makinesini geri almak yada Cho’nun
baykuşunu yakalayıp mektup yollamasına
yardımcı olmak gibi çeşitli bir çok
görev var. Bu görevlerin oyuna
çeşitlilik kattığını ve eğlenceli
olduklarını söyleyebilirim. Tek kötü
yanları (kontrolleri saymazsak)
neredeyse her görev için okulun diğer
ucuna git-gel yapmak zorunda oluşumuz.
Ama gözünüzü açık tutup keşif puanlarını
kollayın demiştik değil mi? Yol
üstündeki mini oyunlara da takılabilme
şansınız var üstelik.
Mini oyunlar oyunun en keyifli
yanlarından biri. Wizard's Chess(Büyücü
Satrancı), Gobstones (Tüküren Bilye) ve
Exploding Snap (Patlamalı Pişti) gibi
basit ama keyifli oyunlar vakit geçirmek
için birebir. Büyücü Satrancının normal
satrançtan farkı yok, taşların hareket
edip birbirlerini parçalaması dışında
tabi. Tüküren Bilye de amaç kendi
bilyenizin ortadaki bilyeye en yakın
bilye olmasını sağlamak. Patlamalı Pişti
de ise, kartlar patlamadan önce eşlerini
bulmaya çalışıyoruz. Eğer kontrollerden
dolayı çıldıracak gibi olursanız mini
oyunlara göz atıp sakinleşmeye çalışın
derim.
Dumbledore's Army'ye yeterli üye
bulduktan sonra ise Room of Requirement
(İhtiyaç Odası) isimli odada onlara
saldırı ve savunma üzerine yeni büyüler
öğretiyoruz(ve de öğreniyoruz.). Burada
genelde yeni öğrenilen büyüyü üç kere
başarıyla uyguladığınızda bir sonraki
büyüye geçebiliyorsunuz.
Dumbledore's Army
kurulduktan sonra ve Dolores Umbridge
okul müdüreliğine geldikten sonra ise
amacımız Umbridge'in işlerini sabote
etmek haline geliyor. Okulun her yerine
yapay bataklıklar yerleştirmek,
Umbridge'in anonslarını iksirler
kullanarak sabote etmek gibi eğlenceli
görevler yerine getiriyoruz bu kısımda.
Umbridge'in ne kadar sinir bozucu bir
karakter olduğunu gördükten sonra bu
kısımları zevkle yerine getireceğinizi
düşünüyorum. (Ayrıca Umbridge'in iksirle
bozulmuş anonslarının da oldukça
eğlenceli olduğunu söylemeden
geçemeyeceğim.)

Okul içinde oradan
oraya koşarken en büyük yardımcınız
Marauder's Map olacak. Tab tuşuna
basarak açabileceğiniz bu haritada
okulun herhangi bir yerini yada kişisini
seçerek ona giden en kestirme yolu
hayali ayak izlerini izleyerek
bulabilirsiniz. Gerçekten kullanışlı ve
eğer birinin nerede olduğunu
bilmiyorsanız sizi büyük zahmetten
kurtarıyor.
Hogwarts büyücülük okulu değil miydi,
ders yok mu hiç dediğinizi duyar
gibiyim. Dersler ve geçilmesi gereken
sınavlar da oyunun bir diğer parçası.
Görebileceğiniz toplam 4 adet ders
var(ki bence çok az bu sayı). Bu
dersler; Transfiguration (Biçim
Değiştirme), Potions (İksir), Charms
(Muska) ve Herbalogy (Bitki Bilim). Bu
derslerle ilgili sınavlara girmeden önce
her dersin öğretmeni bize ufak görevler
veriyor. (Genelde araştırmamız gereken
bir konu oluyor bu ve gerekli kitabı
bularak o konuda bir ödev hazırlamamızı
istiyorlar.) Ödevi getirdiğiniz zaman
ise asanızı (farenizi) hızlı kullanmanız
gereken bir dizi büyü yapmanızı
istiyorlar kısıtlı zaman içerisinde.
Burada alabileceğiniz en yüksek not O,
yani Outsanding (Olağanüstü). Deneme
sınırı olmadığı için eğer başaramazsanız
istediğiniz kadar deneme şansınız var.
Peki bu derslerin bize ne katkısı var
derseniz, tüm derslerden O alırsanız
Room of Rewards da bir kupa ödülü
açabiliyorsunuz. Ama bunun dışında bir
katkısı yok, hatta hiçbir dersle
uğraşmadan da oyunu bitirebilirsiniz
rahatlıkla.
Bu saydıklarımız dışında bir de oyunun
sonunda Sihir Bakanlığı'nda geçen
bölümler var tabi. Oyun genelde
adventure tadında geçerken neredeyse
doğru düzgün yaşayabileceğimiz tek
aksiyon sahneleri burada. (Hogwarts'ta
da birkaç aksiyon sahnesi var ama zaten
tam ısınmaya başladığınız sırada sona
eriyorlar.) Ha, tabi ki isterseniz
okulda da sağ tuşa basılı tutarak
istediğiniz öğrenciye saldırı büyüleri
yollayabilirsiniz ama ben şu ana kadar
karşılık verenini görmedim. (Slytherin'liler
üzerinde denemek lazım.) Sihir
Bakanlığı’nda bölümün çoğunluğu
sinematik olarak geçse de ilk aksiyon
sahnesinde Sirius Black (Harry'nin
vaftiz babası) olarak oynuyoruz. Lucius
Malfoy ve Bellatrix Lestrange'e karşı
aynı anda yaptığımız düellodan sonra ise
kontrol Dumbledore'a geçiyor ve bu sefer
Voldemort'un ta kendisiyle düello
yapıyoruz. Dumbledore olarak oynarken
zaten tek bir hedefiniz olduğu için
önünüzde hedefleme pek de sorun olmuyor,
rahatça oynayabiliyorsunuz neyse ki.
Oyunun genel içeriğine yeterince
değindik sanırım. Teknik detaylara
gelecek olursak...
Grafikler çok muhteşem olmasa da gayet
yeterli. Filmdeki karakterlerin
suratları birebir taranarak oyuna
aktarılmış. Hogwarts'ın arkaplanındaki
dağlar ve Hogwarts gayet detaylı ve
güzel yapılmış. Her ne kadar ben
filmlerde ve son iki oyunda öğrencilerin
cüppe yerine gömlek-pantolon-yelek
üçlüsüyle takılmalarına sinir olsam da
bu giysilerin ve karakterlerin
animasyonları da hiç fena değil.
Merdivenlerden çıkarken yada inerken
karakterlerin merdivenlerin kenarına
tutunmaları yada çok ani bir şekilde bir
boşluğa adım attıklarında dengelerini
sağlamaya çalışmaları gibi karakter
animasyonları gayet güzel yapılmış ve
göze batmıyor.

Seslere bakacak
olursak üzerinde gerçekten uğraş
verildiği belli oluyor. Filmden birçok
oyuncuyu bir araya toplayıp oyundaki
karakterlerine de ses verdirtmeyi
başarmış EA. Karakterlerin konuşmaları,
söyledikleri gayet güzel düşünülmüş ve
eğlenceli olmuş. Okuldaki öğrencilerin
yanından geçerken attıkları laflar
gerçekten atmosfere büyük katkı
sağlıyor. Müzikler de filmin müzikleri
ağırlıklı olsa da, önceki Harry Potter
oyunlarının bazı müziklerinin yeniden
yapılmış hallerini duymak hoş olmuş
açıkçası.
Anlattıklarımızı kısaca toparlayacak
olursak, acınası kontrollerine tahammül
edebilecekseniz eğlendirebilecek bir
oyun Order of the Phoenix. Keşke filmi
temel almak yerine kitabı temel alıp
kontrollerini de düzgün yapsalarmış
demekten kendimi alamıyorum. Ancak
yinede sıkı bir Harry Potter
hayranıysanız ve Hogwarts’ın büyülü
atmosferine kapılmak istiyorsanız bir
göz atmanız yerinde olacaktır. Hele ki
benim gibi yedinci kitabı bitirip de
serinin bitmesine üzülüyorsanız,
Hogwarts'a tekrar bir ziyaret sizi
kendinize getirecektir. |