Açılış Sayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Mail Adresi

Reklam

New Page 1
New Page 1
 
 
 
 
 
 
 

KUMBURNU

 

Kuzey Ege (Çanakkale) Kunıburnu. Alexandria, Troas, Babakale

Çanakkale'den Assos'a Kıyıdan Bir Gezinti...

Çanakkale'den Assos'a ulaşmak için kullandığınız yolu bir keresinde değiştirip, Ezine'den kıyıya yönelmeyi ve kıyı boyu Assos'a gitmeyi deneyin. Yol belki çok iyi değil ama tarih ve doğayla içice bir yolculukla dolu dolu bir gün geçirebileceksiniz.

Bozcaada'ya feribot seferlerinin yapıldığı iskele Odunluk ile, Anadolu'nun batıdaki uç noktası olan Babakale de bu yol üzerinde.

Kumburnu

Ezine'den Ege kıyılarına yöneldiğinizde ilk durak noktanız Geyikli olacak. Önce kuzeye, Kumburnu'na çıkıyoruz. Yol sizi, asırlık çam ağaçlarının ve sık bitki örtüsünün arasından geçirecek. Ve Kumburnuu sahiline çıkacaksınız. Kumburnu daha çok az kimsenin keşfettiği sahil şeridi, berrak mavi suyu ve koyları ile ilginizi çekecek. Doğal yapısı itibariyle denizden çıkarma yapmaya uygun olduğu için. Çanakkale savaşının en önemli mevzilerinden biriymiş Kumburnu. Savaş sırasında yerleştirilen 4 batarya, yer altındaki beton sığınaklar, karanlık dehlizlerdeki makineli tüfek mevzileri sizi yüzyıl başına götürecek ve içinizin ürperdiğini hissedeceksiniz. Tarihi koyda motel ve lokanta var. Komşu koylarda da konaklanacak ve kamp kurulacak tesislerle karşılanacaksınız. Kumburnu aynı zamanda bir balık cenneti. Gece atılan ağlar sabaha kadar balıkla doluyor ve sahildeki Kumburnu lokantasında servise çıkıyor.

Mavra Adası

Eğer vaktiniz varsa ve balıkçılarla anlaşıp tekne bulabilirseniz, 40 dakika uzaklıktaki Mavra adasını görmelisiniz. Balıkçılar eğer hâlâ kalmışsa size ıstakoz yuvalarını gösterecek. Avlanmak için değil seyretmek için de olsa 1-3 kiloluk ıstakozların bulunduğu berrak suya dalmaya değer.

Smintheion

Yöredeki bir başka kaplıca bölgesi de Tuzla. Anayoldan 500 metre içerideki kaplıca, Kestanbol kadar gelişmiş değil. Tuzla'yı geçip Gülpınar'a ulaşıyoruz. Gülpınar'ın kuzeybatısındaki vadideki kalıntılar bir kutsal alana ait. Smintheion Kutsal Alanındaki Helenistik döneme tarihlenen Apollon Tapınağı'nda restorasyon çalışmaları sürdürülüyor. Restorasyon, Assos'ta olduğu gibi Efes Pilsen'in sponsorluğuyla gerçekleşiyor. Tapınağın merdivenleri temizlendi ve sütunlar yeniden düzendi. Tapınak bütün görkemiyle yeniden şekilleniyor.

Alexandreia Troas

Kumburnu'ndan geri dönüp, yine Geyikli üzerinden sahil boyunca güneye ilerleyip Gürpınar'a yöneliyorsunuz. Bozcaada feribotlarının iskelesi Odunluk İskelesini sağınızda bırakıyor ve Türkiye'nin batısındaki en uç noktasına, Babakale'ye adım adım yaklaşıyorsunuz. Ama bir başka durak noktası daha var önünüzde. Ünlü Kestanbol Kaplıcaları ve onun hemen yakınında olan Aksanda Troas antik kenti. Troas M.Ö. 310 yılında bir kaplıca kenti olarak Antigonas tarafından kurulmuş. Güneş ışınları da en az burada zarar veriyormuş insana, yapılan araştırmalara göre. Ören yeri, palamut ağaçları arasında ve taşlık bir alana dağılmış. Kestanbol yolu üzerindeki görkemli kemerli kalıntıları, Hadrianus döneminde yapılan hamamlara ilişkin. Surlar, stadium, tivatro ve dor düzeninde tapınak keyifli bir keşif yolculuğu ile görülebilir.

Kestanbol Kaplıcaları

Kestanbol kaplıcaları, Troas antik kentinin hamamları olarak kullanılmış olmalı. Bir faydan sızarak yer yüzüne çıkan yüksek radyoaktiviteli termal suyun sıcaklığı 67-68 derece. Kaplıca suyunun romatizma, siyatik, kireçlenme ve kısırlığa iyi geldiği söyleniyor. Zamanınız varsa, Kestanbol ( Ulubey ) Köyü'ne gidip oradan da Koçali Köyü'ne geçebilirsiniz. Köyden 1.5 km. uzaklıkta bir granit bloktan kesilerek çıkarılan antik sütunlar izlenebilir. Büyük olasılıkla bir granit ocağıydı burası ve antik kentlerdeki tapınakların sütunları buradan çıkarılır ve 13 km. uzaklıktaki Dalyan'a götürülür ve oradan da gemilerle taşınırdı.

Neandria

Ulubey Köyü'ne dönüp Yaylacık tabelasının gösterdiği yolu izleyerek Kayacık Köyü'ne, ardından da 2 km.'lik toprak yolu izleyip Neandria antik kentine ulaşabilirsiniz. Kent alanını çepeçevre surlar sarıyor. Kent halkı M.Ö. 310 yıllarında Tros'a aktarılmış. Kentin en önemli yapısı M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Apollon Tapınağı. Sütunlarında kullanılan Aeol başlıklar İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. 500 metre yüksekliğindeki kentin akropolüne çıkıldığında görüş alanına Ulubey göleti, Ege Denizi ve Bozcaada'nın da bulunduğu geniş bir panorama giriyor.

Dalya ve Tavaklı

Yorulduysanız ve deniz kenarında lokanta arıyorsanız Dalyan'a uğramalısınız. Balık lokantalarından birinde Ege'ye ve Bozcaada'ya karşı masanızı donatabilirsiniz. Ya da Gülpınar'a doğru yola devam edip, Tavaklı İskelesi'nde konaklayabilirsiniz. Tavaklı'da da ağaçların serinliğine sığınmış lokantalar, çay bahçeleri bulabilirsiniz.

 

Babakale

Artık Türkiye'nin batıdaki en uç noktasında, Babakale'deyiz. Köyün zeytin ve çınar ağaçları huzur verici. 1723 yılında kurulan Babakale Osmanlı'nın yaptığı son kale, döneminin izlerini taşıyor. Tarihi kale, çeşme, su yolları ve cami günümüze kadar gelebilen eserler arasında. Ege

ile Marmara'nın ayrıldığı bu sınırda güneşin denize batışı ise doyulmaz güzellikte. Bir zamanlar Osmanlı donanmalarının geçtiği, korsanların uğrak yeri olan bu uç noktanın tepeleri kekik kokulu. Tavşan, domuz. keklik, bıldırcınlara mevsimine göre her an rastlayabilirsiniz. Bu sakin beldede yazlık edinenler Çanakkale Boğazı'na yapılacak köprü dolayısı ile endişeliler. Köprü projesi ile birlikte değerlenen bölgede Ege Denizi manzaralı tepeler. Ak Liman çevresi en çok rağbet gören yerler. Açık havlılarda Bozcaada ve dokuz mil ötedeki Midilli'nin yapılarını bile görmek mümkün.

Sahil şeridinde bulunan Ak Liman koyu ise denize girmek için en güzel yer. Yüz metresi sığ olan sahilin güzel ince kumlu plajı var. Eski bir korsan yatağı olduğu anlatılan köye bir deniz seyahati sırasında fırtına çıkınca sığınan Sultan III. Ahmet'in etrafını saran köylüler şikayette bulunmuşlar. Sultan korsanlardan bıkıp usanan köylülerin dertleri ile ilgilenmesi için veziri İbrahim Paşaya buyruk vermiş. Paşa da damadı olan Kaptan-ı Derya Mustafa Paşayı görevlendirmiş. Çıkarılan fermanda yurdun dört bir yanındaki mahkumların Bababurnu'nda çalışmaları halinde serbest kalacakları duyurulmuş. Mahkum işçiler canla başla çalışıp kaleyi yapmışlar. Çeşme için 5 km. öteden künk döşeyip su getirmişler. Limanın inşaatına başlamışlar ki Mustafa Paşa Patrona Halil isyanında öldürülmüş. Liman da yarıda kalmış. Çok sonraları yeniden yapıma başlanmış. Mavi yolculuğa çıkanların ya da balıkçıların burada denize kuru ekmek atmaları çok eski bir geleneğe dayanıyor. Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye'sinden alınma öyküde donanmadaki adı "peksimet yemez Latif Baba" olan denizci ölünce Babakale Köyü'ne gömülmüş ve donanma ne zaman buradan geçse denizciler uğur getirsin diye türbenin bulunduğu tarafa doğru suya ekmek atmışlar. Evliya Çelebi de buradan geçerken Latif Baba'nın ruhuna fatiha okuduğunu anlatıyor. Şimdi bu geleneği Mavi Yolcular sürdürüyor. Köy balıkçılık yanında ayakkabıcılık ve bıçakçılıkla geçiniyor. Son yıllarda bunlara biraz da turizm eklenmiş. Bıçakçılığın geçmişi çok eskilere dayanıyor. Altı kuşaktır bıçakçılık yapan aileler var. Malzemeleri otomobil makasından aldıkları çelik. Keçiboynuzundan sap, kavak ağacından kın yapıyorlar. Bıçaklar kullanışlı ve çok keskin.

Marmara ile Ege arasında geçiş hattı olması dolayısı ile mevsimine göre uskumru, tekir, palamut, lüfer, karagöz, kupa çıkıyor. Bir de çok güzel kalamar oluyor. Köyde balık yiyebilirsiniz. Konaklamak için küçük otellerle yetinmezseniz Assos veya Küçükkuyu'ya gitmeniz gerekiyor.

Gülpınar'dan Assos'a

Babakale'den tekrar Gülpınar'a dönüp bu defa Assos'a yöneliyoruz. Kocaköy'ü 7 km. geride bırakıp sağa, deniz kenarına inildiğinde Midilli ile karşı karşıya kalabalıktan uzak, sessiz ve sakin bir ortamda tatil yapmak isteyenler için uygun bir yer burası.

Sokakağzı

Koyunevi Köyü'nün, 4.5 km'lik rampa, dar ve virajlı yolla inilebilen sahil semti olan Sokakağzı Tarihi Polymedium antik kenti üzerinde bulunuyor. Henüz kazı çalışması yapılmamış olan SİT alanında geniş ve derin koy üzerine kurulu mütevazı bir yerleşim alanı var. Kahve ve çardaklarla süslü pansiyonların önündeki plaj temiz denizi ve Ege'nin görkemli manzarasıyla oldukça etkileyici. Sırtını dik yamaca dayayan Sokakağzı sahil semti, yaz kış bölgeyi bilenleri ağırlıyor. Tepeleri çam ve meşe ağaçları ile kaplı Koyunevi Köyü Assos'a rakip olmaya hazırlanıyor.

Ne Yenir?

Bölge balıkların geçiş yolu olduğu için tüm balık çeşitlerini bulmak olası. Özellikle eylül ayında balık akını başlıyor ve yılbaşına dek sürüyor. Bölgenin balıkçıları her gün taze balık getiriyorlar. Sinarit, barbun, karagöz en çok çıkan balık çeşitleri Sokakağzı sahilinde. Ekonomik fiyatlı bahçe lokantaları cafe ve çay bahçeleri bulunuyor. Pansiyonda kalanlar için küçük market ve büfeler ihtiyacı karşılıyor. Farklı bar ve restaurantları Asos'ta bulabilirsiniz.

Sütlüce

Sokakağzı'ndan çıkıp ana yola dönüyor, Balabanlı Köyü'nü geçiyor ve tekrar deniz tarafına, Sütlüce koyuna sapıyoruz. Anayoldan 3.5 km. uzaklıktaki Sütlüce koyunda da küçük pansiyon ve moteller sıralanıyor. Yaz günlerinin güzelliği ayrıdır ama Assos'da kışın geçirilecek gün de unutulmaz anılar bırakır.

 
New Page 1
 
 
 
 
 
 

Web Statss