|
örgüsüyle bir doğa harikası.
Türkiye'nin İlk Su Altı Milli Parkı TÜDAV'ın
girişimleriyle Gökçeada'da kurulmuş. Arastama,
korama ve eğitim amaçlı kuruta Gökçeada Deniz
Parkı, 200 metre genişliğinde ve 1 mil
uzunluğunda. Meyveleri iğde ile kızılcık arası
olan Hünnap ağacı sadece Gökçeada'da yetişiyor.
Verimli toprağı değişik tarım ürünleri için
oldukça elverişli. Çam, sedir, gürgen ve daha
nice iğne yapraklı ağaç ormanları adanın yeşil
dokusuna katkıda bulunuyor. Adanın her yöresine
yayılmış zeytinlikler ve bağlar bu dokuyu
lezzetlendiriyor. Akdeniz ikliminin tipik
özelliğini vurguluyor. Zeytin ve zeytinyağı
kültürü doğal olarak tüm adada yaygın. Geçmişten
bugüne yaşatılan Rum mezelerinde, Türk
yemeklerinde, iki kültürün kaynaşmış Ege'ye özgü
bu mutfağında gerçek zeytinyağının kokusunu ve
lezzetini bulacaksınız. Adada Ortodoks kültürü
de varlığını sürdürüyor. Her yıl temmuz ayının
ortasından başlayarak Ortodokslar bir ay boyunca
et yemiyorlar. Bu Müslümanlara ramazanda oruç
atmasına benzer bir inanış. Bu oruç süresinin
sonunda ağustos ayının ortasında adada bir
bayram yaşanıyor.
Hemen hemen her köyde be şenlikler sürüyor.
Kazan kazan kurbanlık koyun pişiriliyor, keşkeşe
benzer kurkut pilavı eşliğinde sunuluyor.
Tepeköy'de de 'Meryem Ana Kutlamaları'
yapılıyor. Temmuz sonunda bağ bozumu
şenlikleriyle bu festivaller peş peşe geliyor.
Yine ağustos ayında geleneksel olarak
gerçekleştirilecek Film Festivali yer alıyor.
Kısacası, yazın Gökçeada her anlamıyla
festivaller diyarı oluyor. Adanın lezzet
kaynakları bununla da bitmiyor. Arıcılığın
yaygın olduğu Ada'da, çam ve çiçek balının
üretiminin yanı sıra, bitki örtüsünü oluşturan
kekiklerden, her derde şifa olan kekik balı da
üretilmekte... Adanın kendine has üzümlerinden
yapılan şarabı da tadılmaya değer. Balık ve
deniz ürünlerine gelince.. Her mevsim karagöz,
meran, sinarit. orfoz. ahtapot, kalamar,
karidesi; mayıs ayında kılıç ve uskumruyu,
haziranda kolyosu, ağustosta sardalyayı,
eylül-aralık arası lüferi her daim taze ve en
lezzetli haliyle bulmak mümkün.
Gökçeada'nın yüzölçümü 289 kilometrekare.
Türkiye'nin en büyük adası. Kıyı şeridi uzunluğu
95 km. Plajlar
Bu temiz ve engin mavi denize girilecek
olağanüstü güzellikte plajlar bulunur
Gökçeada'da. Adanın güneyinde yer alan Aydıncık
(Kefalos) kıyısı Kuzey Ege'nin Patarası olarak
kabul edilir ve kaya mezarlarıyla da önemlidir.
Aydıncık burnu sert rüzgara rağmen kaba
dalgaların oluşmasını engellediği için rüzgar
sörfü yapanlar için ideal bir bölgedir. Burada
yapılan şifalı çamur banyosu da cilde
yararlıdır. Kuzeybatıda
bulunan Marmaros plajı da denize girmek ve
piknik yapmak için son derece elverişlidir.
Gerek Aydıncık gerekse Marmaros'a sadece motorlu
vasıta ile ulaşılabilir. Bu bölgelere ulaşma
olanağı olmayanlar ise Kaleköy'de bulunan
Belediye Plajı tesislerinden faydalanabilirler.
Adanın denize girilebilecek en güzel yerlerinden
biri de Kaleköy'ün bitişindeki Yıldız Koyu'dur.
Dört bir yanını çevreleyen mavi bayraklı
kıyılara sahip olmak Gökçeadalılar ve
Gökçeada'ya gelenler için bir ayrıcalıktır:
Kefaloz, Yuvalı, Yıldız, Uğurlu, Gizlikoy,
Kuzulimanı, Kaleköy, Güzelcekoy gibi daha bir
çok irili ufaklı doğal plajlarda, sakin,
gürültüden uzak koylarda maviyle kucaklaşmak...
Tepeköy Çınar altında, Marmarosta yeşille
yaşamak.. Kaleköy kordonu, balıkçı limanı, dalga
ve rüzgarın etkisiyle şekillenmiş kayalıkları ve
kıyı yerleşimiyle yaz gecelerinin hareketlendiği
Semadirek manzaralı sahilinde içilen bir bardak
çayın keyfinde güneşe bir sonraki sabah görüşmek
üzere veda etmek... |
|
Kuzulimanı'nın hemen solunda,
ilginç kaya şekillerine sahip Kaşkaval Burnu
(peynir kayalıkları) görülmeye ve fotoğraflamaya
değer. Gökçeada ilçe merkezi, limana 7 km.
uzaklıkta ve Ada'nın ortalarında. Üç mahalleli
yerleşim yeri resmi daireler, bankalar ve
alışveriş yerleri nedeniyle önem taşıyor.
Yerleşimin tarihi önemi fazla değil. Zeytinli,
merkeze en yakın olan ve mutlaka görülmesi
gereken bir köy. Bir iki kilometrelik kıvrımlı
bir yolla ana yola bağlanan bu köy merkeze 3.5
kilometre uzaklıkta. Taş zeminli sokakların iki
yanında yer alan ve evler için törensel bir
geçiş hazırlayan zakkumlar, yolun küçük bir açı
değişmesiyle oluşan meydandaki üç kahve, yerli
yabancı herkes için yaz, kış uğrak yeri.
Meydanın tam karşısında bulunan, iki eski Rum
evinin aslına uygun restore edilmesiyle bu yıl
hizmete giren otel, adanın geliştirilen özgün
turizminin ilk örneği. Köyün girişindeki Agios
Georgios (Aya Yorgi) Kilisesi, taş zeminli
sokaklar, tarihi yapılar, çeşmesi, çamaşırhanesi
ve manzarası gezip görülecek yerler arasında...
Adanın kuzey ucunda tepelerdeki iki eski
yerleşmenin Kaleköy ve Eski Bademli köyleri
arasındaki ovada Yeni Bademli bulunmakta. Adanın
en eski yerleşmesi olan Kaleköy (eski ismiyle
Kastro-Kale anlamında ), kıyıdaki bir tepenin
ovaya bakan yamacına kurulu. Merkeze uzaklığı 4
km. Kuzu Limanı inşa edilmeden önce gemiler
Kaleköy Limanı'na yanaşırlar, filikalarla kıyıya
çıkılırmış.
Kaleköy, aşağı ve yukarı
mahalleleriyle iki bölümlü. Aşağı Kaleköy deniz
kıyısında ve kordon boyu uzanan çay bahçeleri,
balık lokantaları ve barlarıyla her zaman
hareketli. Yukarı Kaleköy, beldeye adını veren
kalesiyle ilgi çekiyor. Cenevizliler tarafından
yapılan ve İskiter Kalesi olarak anılan kalenin
surlarının bir bölümü ayakta. Kaleye çıkanlar
Aşağı Kaleköy, Yeni ve eski Bademli ve Zeytinli
köylerini içine alan oldukça geniş bir çevreyi
izleyebilirler. Adanın en güzel koylarından biri
de burada. Yıldızkoy'a yukarı Kaleköy'den
yürüyerek kolaylıkla ulaşılabiliyor. (Dileyenler
Yenibademli Köyü'nden araçla da gidebilir)
İlginç kaya oluşumları ve sualtı güzellikleriyle
TÛDAV tarafından korumaya alınıp Türkiye'nin ilk
Su Altı Milli Parkı ilan edilen koy burası. İlçe
merkezine 4 km. uzakta olan ve Adanın en
kalabalık köyü durumundaki Yeni Bademli içinden
geçip Eski Bademli Köyü ne çıkanlar hem ovayı
hem de denizi gören bir tepe üzerine adeta
konmuş bir yerleşimle karşılaşacaklar. Büyük
yapraklı bir dut ağacının çevrelediği masaları
dışarı taşmış kahvesi, bir evin bahçe duvarına
dayalı geniş bir sedirle koyun oturma odası
konumunda. Köy meydanında
toplanan köylülerle buluşulup, hoş sohbetlerin
yapılabileceği, çayların, kahvelerin yudumlanabileceği
ortak bir balkon özelliğinde... Köyün eski okul
ve çamaşırhane binaları görülmeye değer.
Gökçeada'nın ilk arkeolojik kazı alanı da
Bademli Köyü ile Kaleköy arasında ve ilçe
merkezine 3 km. uzaklıktaki Yenibademli Höyük.
Kazı çalışmaları süren höyükle yerleşimin MÖ 5000 yılına kadar uzandığı sanılıyor. Zeytinliköy
gibi kıvrımlı ve dar bir yolla ana yola bağlanan
Tepeköy, eski bir heykelsi volkanik tepenin
ovaya ve gölete bakan yamacına kurulmuş. Merkeze
11 kilometre uzaklıkta olan köy bir
toprak yolla, asırlık ulu çınarın yer aldığı
mesire yeri olan Pınarbaşı'na bağlanmaktadır.
Yüzyıllardır köye bekçilik yapan çınar
ağaçlarının altında serinlemek ve piknik yapmak
da insana ayrı bir zevk verir. Akasya kokuları
arasındaki köy, yerli şarabı, bademi, cevizi ve
balıyla ünlüdür. Köyde şu anda kullanılmayan
zeytinyağı fabrikası ve dokuma atölyesi
bulunuyor. Köyün Evangelismos Teotoku Kilisesi
ve Aya Kalyopi Manastır da gezip görülecek
yerler arasında. Tepeköy'ün bir başka özelliği
de her yıl ağustos ayının 15'inde kutlanan dinsel
kökenli bayramı. Dünyanın dört bir yanından
evleri, aileleri ve akrabaları bağlantılarıyla
gelen insanlar, köy meydanında toplanarak, gün
boyu süren ibadetlerini, gece de şenlik
havasında sürdürüyorlar ve bir ilgi odağı
oluşturuyorlar. Yolun ve dere yatağının ortasından geçtiği
Dereköy'ün geçmişte adanın en kalabalık ve en
zengin köyü olduğu söylenir. Merkeze uzaklığı 14
kilometre olan köy, bugün terk edilmiş durumda. Ayina Maria
Kilisesi, hiç kesilmeyen
suyu ve pencerelerinden süzülen ışığıyla
sinemacılar için bulunmaz güzellikte olan tarihi
çamaşırhanesi ve bir çok dükkanının bulunduğu
çarşısı, buranın eski yaşantısı ve kalabalığı
hakkında bilgi edinmemizi sağlayan birer anıt
olarak bugün
hala ayakta durmaktadır. Dereköy'den sonra
Uğurlu Köyü'nden geçilerek Limni'ye bakan Türkiye'nin en
batı ucundaki kumsala ve limana
varılmaktadır. Bu yol kıyıdan adanın en güzel
kumsalı olan Kefaloz'a ve biraz içeride yaz aylarında
iyice suyu çekilen Tuz Gölü'ne bağlanır. Yaz aylarında suyunun çekilmesi ve geride
çamurumsu ve tuzlu bir birikinti kalması
nedeniyle Tuz gölü denmiş. Pek çok canlı ve
özellikle kuşlar için bir beslenme alanı. Eski
Bademli, Zeytinliköy, Tepeköy ve Dereköy kentsel
sit alanı içine alınmışlardır. Bu köyler
bütünüyle geleceğe özenle taşınması gereken
kültür mirası özelliği göstermektedir. İçlerinde
yer alan tarihi yapılat, taş evler, çeşmeler,
çamaşırhane, zeytinyağı fabrikası, dokuma atölyesi, anfi tiyatro
mutlaka görülmesi gereken örneklerdir.
Marmaros Şelalesi Doğayla başbaşa bir gün
geçirmek ve serinlik
arayanlar için yaz aylarında Dereköy'ün Uğurlu
yönünde yaklaşık 7 km. uzaklıktaki Marmaros
Şelalesi iyi bir seçenek olabilir. Su kış aylarında iyi ama yazın biraz azalıyor. Şelaleye
ulaşmak için anayoldan sonra patikayı izleyerek
yürümek gerekiyor. |