|
Buna “Tefe’ül” ve “Kitap Açmak” da denir. Osmanlı döneminde,
daha ziyade okuryazarların başvurdukları bir tür faldır.
“İslam’da Tefe’ül bil-hayr, yani hayırla tefe’ül, kişiye azim ve gayret vereceği
için caizdir” diyenler vardır. Ama fala bakmak, baktırmak, bakıcıya başvurmak
veya ne şekilde olursa olsun bir şeyi hayra yormamak kesinlikle yasaktır.
Tefe’ül herhangi bir şairin Divan’ından yapılabilir. Mesela, Hazret-i
Mevlana’nın “Mesnevi”si, “Divan-ı Kebir”i; Hafız Şirazi’nin Divan-ı, Sadi’nin
Gülüstan’ı; Ahmeddiye, Muhammediyye tefe’ül vasıtası olarak kullanılır.
Bazı eski kitapların sayfa başlarında Arapça ya
da Farsça:
“Acele et, muvaffak olacaksın!..”
“Bu işten çekinme!..”
“Senin için ganimet var!..”
“Düşmanından korun!..” gibi cümleler yazılıdır.
Söz konusu kitap açılır ve bu cümlelere göre
hüküm çıkarılır. Tefe’ül şöyle yapılırmış:
Niyet edilip Fatiha ve İhlas okunur. Sonra
Besmele ile mesela, Mesnevi’den rasgele bir yer
açılır. Sağ taraftaki ilk satır okunup, anlamına
göre hüküm çıkarılır.
“Tefe’ül”ün başka çeşitleri de vardır. Mesela,
sabahleyin sokağa çıktıktan sonra karşılaşılan
ilk tanıdık kişinin adının anlamı yorumlanır.
|